Ana Sayfa RÖPORTAJLAR Röportaj: Miami’de Yaşamak ve Master Hayatı Üzerine

Röportaj: Miami’de Yaşamak ve Master Hayatı Üzerine

272

Bursa’da ortaokul dersane yıllarından beri tanıdığım, daha sonra Boğaziçi Üniversitesi’nden beraber mezun olduğum arkadaşım Burcu’yla Miami’yi konuştuk. Miami denince aklıma Sibel Can’ın oğlu ya da Şeyma Subaşı geliyordu taa ki Burcu Miami Üniversitesi’ne gidene kadar. Haydi bakalım biraz önyargılarımızı yıkmalı ve şaşırtmalı bir röportaj gelsin 🙂

Konuya girmeden böyle bir şey paylaşayım ashhas bir yaz tatilimizden
Burcu selam! Öncelikle bize biraz kendinden bahseder misin?

Selam Ezgi! Bursa’da doğup büyüdüm. 2009’da Boğaziçi İşletme’yi kazandığımdan beri İstanbul’da yaşıyordum, taa ki Ağustos 2017’ye kadar. Şu an University of Miami’de MBA yapıyorum, aynı zamanda Graduate Assistant olarak çalışıyorum.

Miami’ye taşınma sürecin nasıl gerçekleşti? Yüksek lisansa giderken Miami 1. seçeceğin miydi? Biz hep Miami denilince çılgın partiler, hiç bitmeyen kumsalları aklına getiren bir ülkeyiz de 🙂 

Ben de ilk bu yüksek lisans yoluna herkes gibi daha iyi şartlarda yaşama umutlarıyla başlamıştım aslında. Ama ben buraya gelmeden önce İstanbul’da saldırılar oldu biliyorsun. O zamanlar Beşiktaş’ta tek başıma yaşıyordum, bütün patlamalar etrafımda oldu. Aynı zamanda Hyundai’de çalışıyordum ve ofisimiz karşıda, 1 sene boyunca her günü işe giderken köprüyü patlatacaklar öleceğim korkusuyla geçirdim! O zaman baya etkilenmiştim saldırılardan, zaten o süreçte kesin olarak gitmek istediğime karar verdim. İnsanlar saçma bulsa da Miami 1. seçeneğimdi evet 😀 Aslında çocukluğumdan beri hep New York’a gitmenin hayallerini kurardım ama hem sıcak bir yere gitmek istedim hem de okuldan burs alabileceğim bir yere gitmem gerekiyordu çünkü Amerika’da eğitim aşırı pahalı ve hem okulun parasını hem yaşama masraflarını ödemem imkansızdı. Biraz fazla sıcak bir yere gelmişim kabul! Ama yaşam şartları diğer büyük şehirlere göre çok pahalı değil ve okul da gayet merkezi bir yerde, her türlü etkinlik etrafınızda, benim için bu kriterler önemliydi tercihimi yaparken.

Downtown Miami

Bence Miami’nin biraz iki yüzü var gibi. Gece hayatı ve bitmeyen kumsallar bir gerçek. Ama mesela o yüksek gökdelenlerin, rezidansların bir arka sokağında gecekondular var, evsizler sokaklarda yaşıyor, bunlar da dışarıdan bize pazarlanmayan yüzü. Ben gelir eşitsizliğini bu kadar net fark etmemiştim hiç İstanbul’da mesela.

Burada İstanbul’daki kadar çok partileyemesem de evet her gün, her dakika ve her yerde bir parti bulabilirsiniz. İnsanlar pazar öğleden sonra dans edip içmeye gidiyorlar mesela, bizdeki gibi yarın pazartesi iş var buhranları yok, herkes eğleniyor. Saat 5’te happy hour’a gidiyor muyuz diye plan yapıyorlar. Benim için en güzel tarafı da genelde haftasonları dışında her gün bir yerde Ladies’ Night var ve kadınlar bedavaya sınırsız içebiliyorlar!

Naples, FL ”South Beach’te fotoğrafım yok telefonu çaldırırım diye götürmeye korktum”

Ben Miami Beach’i şehir olarak çok seviyorum ama kumsalı aşırı beğenmedim (taşlanmam umarım), gözümde çok büyüttüm belki gelmeden önce o yüzden, ama geçen hafta Naples’a gitmiştik oranın sahili ve özellikle kumu inanılmaz güzeldi, sanki kum değil unun üzerinde yürüyorsun o kadar yumuşak. Ama yine de 15 dakika uzaklığında kumsal olması fikri paha biçilemez.

Museum of Ice Cream
Peki gerçekten Miami çılgın parti ve sahilden mi ibaret, rutin bir günün nasıl geçiyor, neler yapıyorsun?

Bazı sınıf arkadaşlarım için gerçekten de parti ve sahilden ibaret! Benim ne yazık ki her zaman partiye vaktim ve param olmuyor. Haftada 12 saat dersim var. Onun dışında da 2 ayrı yerde Graduate Assistant olarak 10’ar saat çalışıyorum, çünkü international student olarak haftada toplam 20 saat çalışma iznimiz var. Haftaiçi baya yoruluyorum anlayacağın. Haftasonları da genelde ya sahile veya havuza gidiyoruz çünkü o kadar sıcak ki başka türlü dayanılmıyor, ya da Miami’ye yakın yerleri görmeye gidiyoruz. Yakın yerlerin de genelde sahil şehirleri olduğunu düşünürsek sanırım sadece sahile gidiyorum 😀 Ama eğer Miami’de ilgimizi çeken bir etkinlik olursa da ona gidiyoruz. Mesela Museum of Ice Cream’e bayılmıştım!

Jai Alai

Bu haftasonu NASCAR Championship’i izlemeye gittik. Jai Alai diye bir spor varmış burada öğrendim, çok fazla yerde oynanmıyormuş artık, oynanan yerlerden birisi de Miami’ymiş, bir keresinde de onu izlemeye gittik mesela. Hatta beni yarışmacı seçtiler, ben de oynamayı denedim, hedefi vurmam gerekiyordu ama vuramadım! Buradayken sıkılmak çok zor çünkü sürekli bir şeyler oluyor, yapılabilecek çok etkinlik var.

Nascar
Miami’de dahil olabileceğin en saçma/çılgın etkinlik nedir?

Miami’de geçen her dakika saçma bir şeyle karşılaşmanız mümkün ama E11EVEN’a gitmek diyeceğim sanırım. 7/24 açık, dünyadaki en ünlü nightclub/strip clublardan biri. Buraya gitmezsen Miami’ye gelmiş sayılmazsın diyenleri duydum. 😀

University of Miami heykeli 🙂
Amerika’da kalıcı olmak istiyor musun, yaşamak için ideal bir yer mi Miami?

Amerika’da kalmak istiyorum evet, zaten o yüzden yüksek lisans için buraya gelmek istedim. Miami de eğlenceli bir yer, aynı zamanda her geçen gün daha da gelişiyor, ama ben başka eyaletlerde de yaşamak istiyorum çünkü tam olarak Amerika’da yaşıyor gibi değilsin Miami’de. Miami’ye Güney Amerika’nın başkenti diyorlar, çok fazla göçmen var ve bazen İngilizce bilmek yetmiyor çünkü sadece İspanyolca konuşuyorlar! Sen kesin çok severdin burayı. Ama bazen fazla rahat ve yavaş olmaları benim canımı sıkıyor, senelerce İstanbul’un temposuna alıştığımdan belki de 😀 O yüzden şansım olursa başka eyaletlerde yaşamak isterim ama Miami’de kalmaya da hayır demem tabii ki.

Oturum izni/vatandaşlık süreçleri nasıl orada? Trump’ın başkanlığı bu süreçleri etkiliyor mu?

Mezun olduktan sonra 1 sene OPT denilen çalışma izniniz oluyor. Eğer bilim, teknoloji, mühendislik gibi STEM programlarından birisinden mezun olursanız 2 sene daha ek hakkınız oluyor. Bu süreden sonra şirketler sizin H1B denilen çalışma vizenize sponsor olmazlarsa eğer ülkeyi terk etmeniz lazım. Vatandaşlık süreçlerini çok bilmiyorum ama çalışma vizesi almak bile şuan çok zor. Kiminle konuştuysam herkes eskiden çalışma vizesi almanın çok kolay olduğunu, şimdi ise Trump yönetimi yüzünden şirketlerin sponsor olmak istemediğini söylüyor. Ayrıca H1B vizesinin her sene bir limiti var ve çekiliş yapılıyor, yani şirket sponsor olmak istese bile size çıkmayabilir, o yüzden de şirketler riske girmek istemiyorlar. Tek kolay yolu non-profit’te çalışmak, mesela üniversitede, onların vize konusunda bir sınırları yok ve istedikleri zaman başvuru yapabiliyorlar.

Española Way, Miami Beach
Miami’ye geleceklere tavsiyeler desem 🙂 ne yenir, ne içilir, ne zaman gelinmelidir? ve hatta Miami sanıldığı kadar pahalı bir yer mi, günlük hayatından örneklerle aktarabilir misin?

Burada Haziran-Kasım arası kasırga zamanı, o arada gelecekseniz 2 kere düşünün derim! Geçen sene daha ben geleli 3 hafta olmuşken Hurricane Irma Miami’yi vuracak diye sürekli uyarılar gelmeye başladı. Herkeste bir panik havası tabii ki, marketler boşaldı, benzincilerde benzin kalmadı, yollar tıkandı, bütün şehir iptal oldu. Beni de korkuttular, ne yapacağımı bilemedim, hayatımda kasırga görmemişim ne bekleyeceğimi bilmiyorum, gidecek kimsem de yok. Neyse ki sınıf arkadaşlarımdan birisi “gel bizimle kal, bizim eve gelene kadar etkisi geçiyor” dedi, 1 haftayı orada geçirdim. Çok sert vurmadı burayı, çok da bir hasar olmadı ama 1 hafta elektrikler gelmedi, 3 hafta okul tatil oldu! 😀 Tabii bu abartı bir örnek, ama yine de özellikle Temmuz-Ekim arası çok yağışlı geçiyor, bazen tüm gün yağmur yağıyor, bazen 10 dakika şakır şakır yağmur yağıp sonra günlük güneşlik oluyor tekrardan. Enteresan bir hava, ne zaman ne olacağını bilemiyorsunuz o sezonda. Aralık-Ocak da geceleri biraz serin oluyor, o yüzden bence Şubat-Mayıs arası en iyi zaman.

Wynwood
Miami’de yemek üzerine

Miami’de yemek konusunda o kadar çok farklı seçenek var ki hangisini önersem bilemiyorum. Aynı zamanda bunların porsiyonları çok büyük, bazen ben bile tek başıma bitiremiyorum. 😀 Ama özellikle Latin Amerikalıların yemeklerini çok sevdim. Türkiye’de olmayıp burada gördüğüm değişik birkaç tavsiye verebilirim. El Palacio De Los Jugos diye bir Küba restaurantı var, İngilizce asla bilmiyorlar, parmakla ne istediğimizi göstererek anlaşmak zorunda kalıyoruz! Ama oradaki her şey denenmeli bence. Onun dışında Hawaii’ye özgü Poké diye bir yiyecek var, Poké Bowl’lar oldukça yaygın burada, biraz daha sağlıklı bir seçenek bu. Vietnamlıların Bánh mì diye bir sandviçleri varmış mesela, onun içine koydukları sosa bayıldım. Bir de çok yemek sayılmaz ama, Robert is Here diye bir fruit stand var, değişik tropikal meyveler var en sevdiğim meyve mango <3, starfruit, dragonfruit, jackfruit, lychee, ve adını bilmediğim diğer enteresan meyveler, bence onlar da denenmeli.

Museum of Ice Cream

En önemli tavsiye:

Amerika’da restaurant’larda bahşiş vermek zorunlu gibi bir şey, o yüzden genelde hesabın en az %15’i bahşiş bırakmak gerekiyor. Ama bazı restaurantlar bahşişi de ekleyip öyle hesabı getiriyor size, o yüzden ödemeden önce dikkatli olmakta yarar var.

Çok klasik olacak belki ama eğer burada yaşayıp dolar olarak paranızı kazanıyorsanız ben aşırı pahalı olduğunu düşünmüyorum. İstanbul’da Beşiktaş’ta 2,000 TL’ye ancak yıkık dökük bir apartman dairesinde yaşayabilecekken, burada $2,000’a lüks rezidansta yaşayabilirsiniz. Ayrıca burada neredeyse herkes öğle yemeğini evden getiriyor, ama ben dışarıda yerim sürekli derseniz belki o biraz pahalı olabilir çünkü akşam yemeği menüleri genelde biraz pahalı. Arabasız yaşam biraz zor, ben İstanbul’un toplu taşımasına alışmış bir insan olduğumdan her yere arabayla gidilmesi fikrini garipsiyorum hala, ama tabii araba fiyatları Türkiye şartlarına kıyasla çok çok daha ucuz. Hatta arkadaşım beni ziyarete geldi 2 kere, ilk gelişinde Mustang, 2. gelişinde Jaguar F-Type kiraladı, siz düşünün artık.

Miami’den favoriler

-Cafe: Small Tea

-Restaurant: Mandolin Aegean Bistro (Biraz Türklük yapıp yemeklerimizi özlemiş olabilirim)

-Sergi mekanları: Wynwood Walls

-Konsept bir cafe: Vicky’s House

-Club: The Dirty Rabbit

-Kahvaltı: The Daily Creative Food Co.

-Şık akşam yemeği: Café Roval

-Sokak lezzetleri: Farmers’ markets 

Vizcaya Museum & Gardens

Kısa kısa

En unutamadığın tatil: Erasmus’tayken İtalya’ya gitmiştim, bir Assassin’s Creed sevdalısı olarak daha da çok sevdim.

En sevdiğin manzara: New York City’nin gece o ışıltılı manzarası

Favori ülken: Tabii ki Hollanda <3 Ama çok soğuk

Bir önceki gezin: Fort Myers

Bir sonraki gezin: Washington, DC

Miami’yle ilgili aklına takılanları yorum bölümüne yazabilirsin 🙂Yurtdışında yaşıyor ve röportaj yapmak istiyorsan, ne duruyorsun! Mail’ini/mesajını bekliyorum

Instagram’da ve Facebook’ta da sayfam var, hadi gel!

https://www.instagram.com/yerimdeduramiyorum/

https://www.facebook.com/yerimdeduramiyorumblog/ 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.