Ana Sayfa RÖPORTAJLAR Gezgin Söyleşi: Sema’yla Almanya’da Yüksek Lisans

Gezgin Söyleşi: Sema’yla Almanya’da Yüksek Lisans

362

Sema İTÜ İşletme Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra Bremen’e DAAD bursunu alarak yüksek lisans eğitimi almaya gidiyor. Kendisi bir kurumsal gezgin, hadi yakından tanıyalım 🙂

Sema selam, bize biraz kendinden bahseder misin? 

2005 İTÜ İşletme Mühendisliği mezunuyum. Mezun olduktan hemen sonra TEV & DAAD (Alman Akademik Değişim Servisi) bursuyla Almanya’ya gittim ve Bremen Üniversitesi’nde Global Brand Management alanında yüksek lisans yaptım. 2007 yılında Türkiye’ye döndükten iş hayatına atıldım. Dupont’ta 3 sene  İş Geliştirme ve Satış & Pazarlama departmanlarında çalıştım. Ardından 3M’de Endüstriyel Ürünler ve Tüketici Ürünleri İş Grupları’nda 7 sene boyunca dört farklı bölümde ondan fazla markayı yönettim. Yaklaşık 6 aydır da Atasun Optik’te Pazarlama Müdürü olarak çalışıyorum.Bu sayede Dupont ve 3M’de edindiğim B2B ve FMCG tecrübelerine perakande tecrübesini de eklemiş oldum. İş hayatı dışında uzun yıllardır latin dansları, tiyatro ve yoga ile ilgileniyorum. Hem sosyal latin; hem de sportif latin danslarında lisanslı sporcu olarak C Klasman’da yarıştım. Şu an aktif olarak yarışmasam da dans etmeye devam ediyorum. Ayrıca doğaçlama tiyatro da dahil olmak üzere 4 farklı oyunda yer alma fırsatı buldum. Özetle enerjik, sahnede olmayı çok seven ve hep yeni şeyler öğrenmeye açık biriyim diyebilirim ☺

Bremen
Yüksek lisansta özellikle Bremen’i tercih etmende özel bir sebep var mıydı? Eğitimini alacağın bölümü mü, yaşayacağın şehri mi seçtin, yoksa bambaşka motivasyonların mı vardı? 

İTÜ İşletme Mühendisliği’nde okurken üretimden finansa, insan kaynaklarından pazarlamaya kadar çok farklı alanlarda dersler aldım. Ayrıca hangi alanı seçeceğime karar verebilmek için de Mercedes’te üretim, Yapı Kredi’de finans ve Henkel’de pazarlama departmanlarında staj yaptım. Bu sayede pazarlamaya yoğun bir ilgi duyduğumu, bu alanda yaratıcılığımı kullanabildiğimi ve çok keyif aldığımı keşfettim. Üniversite 3. sınıftayken Goethe Enstitüsü’nde Almanca derslerine başlamıştım. Bir yandan da aklımda hep yurtdışında yüksek lisans yapma fikri vardı. Araştırmalarım sonucunda TEV & DAAD’nin Almanya’da yüksek lisans için burs verdiğini öğrendim. Almanya’da üniversiteleri araştırırken Bremen Üniversitesi’nde tam da istediğim alan olan marka yönetimi üzerine özelleşmiş bir program olduğunu gördüm. Böylece Bremen maceram başlamış oldu.

DAAD bursu süreci nasıl gelişti, bu süreçte dikkat edilmesi gereken şeyler nelerdi? 

DAAD burs sürecini Türkiye’de TEV ile ortak yürütüyor. Bursa başvurabilmek için not ortalamasının üçün üzerinde olması, TOEFL ve GMAT gibi dil sınavlarından belirli bir skor alınması bekleniyor. Tüm bu kriterleri karşıladıktan sonra 8 kişiden oluşan TEV & DAAD burs kurulu ile bir mülakat yapılıyor. Mülakat sonunda da bursa hak kazanılabiliyor. Bu burs 2 yıllık bir burs ve bir yılı karşılıksız olarak veriliyor. Çalışmaya başladıktan sonra da kalan bir yıl taksitler halinde çok rahat bir şekilde süre sınırı olmadan ödenebiliyor. Bu sayede burs almak isteyen diğer öğrencilere kaynak yaratılmış oluyor.

Almanca bilmeyen biri için hayat Bremen’de nasıl olur, dillerini bilmek şart mıdır sence daha kaliteli yaşamak için? 

Ben Almanya’ya gittiğimde daha önce Türkiye’de Goethe Enstitüsü’ne devam ettiğim için orta seviye Almanca biliyordum. TEV & DAAD de tüm bursiyeleri 2 aylık yoğunlaştırılmış  bir kursa gönderdi. Böylece hem dünyanın farklı ülkelerinden gelen DAAD bursiyerleriyle tanışma fırsatı bulduk; hem de Almancamızı geliştirdik. Yüksek lisansı İngilizce yaptım. Ancak 2 yıl boyunca Almanca’yı iyi bir seviyede öğrenmek için çok çaba sarfettim. Bir ülkeye adapte olmak için o ülkenin dilini ve kültürünü öğrenmek gerektiğine inaniyorum.  Almanca öğrenmek için sarfettiğim çaba bana hem staj ayarlamada; hem de tez yazarken çok katkıda bulundu.

Okurken çalışma olanağı bulabildin mi? Almanların iş odaklı ve iş sonrası fazla arkadaşlık yapmadığını duydum, bu doğru mu? 

Okurken staj yapma, dolayısıyla çalışma imkanı buldum diyebilirim. 3 ay boyunca Avrupa’nın en büyük bira üretici firmalarından olan InBeV’de satış & pazarlama departmanında staj yaptım.  Bu sayede tezimi de “Bira Sektöründe Marka Yayılımın Başarı Faktörleri (Key Success Factors of Brand Extensions in the Bier Industry)” üzerine yazma fırsatı buldum. Almanların iş disiplinine hayranım. İnanılmaz verimli çalışıyorlar ve tüm işleri planladıkları zamanda tamamlıyorlar. Bu sayede iş & özel yaşam dengesini de çok iyi bir şekilde oturtabiliyorlar. Yıllık 35 iş günü izinleri var ve her Cuma 3’te mesai bitmiş oluyor. 

Arkadaşlık anlamında ilk etapta biraz mesafeliler; ama zamanla çok güzel dostluklar kurdum. Hatta stajımı tamamladığımda bana sürpriz hediyeler alıp çok tatlı bir şekilde uğurladılar.

Bremen mızakacıları
Almanya’ya kalıcı olarak yerleşmeyi düşündün mü, yerleşmeyi düşüneceklere tavsiyen olur mu? 

Almanya’da yaşama fikri aklımdan geçse de mezun olduğumda şansımı ilk Türkiye’de denemek istedim. Almanya yaşam anlamında çok kolay bir ülke. Çalışma koşulları çok iyi. Bahsettiğim düzen ve verimlilik bence hayatı çok kolaylaştırıyor. Sadece özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde yaşamış arkadaşlara Berlin, Hamburg, Münih gibi daha hareketli şehirleri tavsiye ederim ☺

Almanlar bahsedildiği gibi dakik ve kuralcılar mı? Lokalleri biraz tarifler misin? 

Evet, kesinlikle çok dakik ve kuralcılar ☺ Fazla kuralcılık ve dakiklik bazen monotonluk getirse de , zamanı verimli kullanma anlamında çok katkı sağlıyor. Bu sayede boş yere vakit kaybetmek yerine neyi ne zaman yapacağınızı çok güzel bir şekilde planlayabiliyorsunuz. Almanlar genel olarak ilk etapta mesafeli olsalar da zamanla samimiyet arttıkça eğlenceli yüzlerini gösteriyorlar. Burada biraz sabırlı olmakta fayda var. Mantık yönleri çok kuvvetli, biz onların yanında biraz duygusal kalabiliyoruz. Ayrıca yardımsever olduklarını da düşünüyorum. 

Bremen
Şehirdeki favori restaurantların, cafelerin, yaşam alanların nerelerdi? Buraya seyahat edecek birine neyi yapmasını/yapmamasını tavsiye ederdin? 

Bremen küçük; ama bir o kadar tatlı bir şehir. Benim favori mekanlarım Orta Çağ’dan kalma bir bölge olan, dar sokakları ve taş evleriyle öne çıkan, çok güzel kafelerin olduğu Schnoor bölgesi, Weser nehri kenarında bulunan Schlachte bölgesindeki kafeler ve publar (özellikle yazın açıkhavada çok keyifli oluyor) ve doğayla iç içe olabileceğiniz Bürgerpark. Gitmişken Bremen mızıkacılarını da görmek lazım ☺ Bir de bana sushi’yi sevdiren Sushi Factory’i de şiddetle tavsiye ediyorum.

Bremen dışında Almanya’da en sevdiğim şehirler Berlin, Köln ve Hamburg oldu. Ayrıca Bremen’e çok yakın olan Cuxhaven Kuzey Denizi’nde gelgit deneyimi sunan ilginç bir şehir. Yolu düşenler buralara da mutlaka uğrasın derim. 

Cape Town’da

Kısa kısa

En unutamadığın tatil: Cape Town 
En sevdiğin manzara: Lion’s Head & Table Mountain (Cape Town)
Favori şehrin: Cape Town & Roma
Favori canlı müzik mekanı: New York Cafe Wha 
En unutamadığın deneyim: Köpekbalığı dalışı
En çok görmek istediğin ülke: Brezilya (aslında tüm Güney Amerika ülkeleri diyebilirim ☺), bir de Safari için Tanzanya’ya gitmeyi çok istiyorum
Gezginlere bir film önerisi: Eat, Pray & Love

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.