Ana Sayfa SEYAHATLER Arnavutluk’un Bunker Problemi

Arnavutluk’un Bunker Problemi

Yarım yüzyıl boyunca Avrupa’nın en militer komünist ülkesi Arnavutluk’tu. Arnavutluk’u anlamak ve gezmek için komünizmi ve inşa etmiş oldukları bunker (sığınak) olgusunu anlamak değerli. 

789
Dhermi'de

Yarım yüzyıl boyunca Avrupa’nın en militer komünist ülkesi Arnavutluk’tu. Arnavutluk’u anlamak ve gezmek için komünizmi ve inşa etmiş oldukları bunker (sığınak) olgusunu anlamak değerli. 

Ülke Enver Hoca isimli bir diktatör tarafından yönetiliyordu ve Enver Hoca’nın hem Doğu’dan hem de Batı’dan gelecek olan saldırılar için büyük korkusu vardı. 1974 yılından itibaren bu korkusu sebebiyle Joseph Zegali’nin bir projesiyle ülkenin dört bir yanına bunkerlar (sığınaklar) inşa edilmeye başlandı. Bunkerları inşa eden işçilere  konuyla ilgili kimseyle konuşmamaları gerektiği ve inşa ettikleri bunkerların bir sır olduğu söylenmiş. 

Bir otel inşaatından, Dhermi

Stalin’den daha Stalinci olan Enver Hoca 1974 yılında öldüğünde her 5 kişiye 1 adet bunker düşmekteydi. Arnavutluk halkı Enver Hoca’nın büstünü 91 yılında yıktıklarında ilk demokratik seçimlerini 92 yılında yapmış oldular. 

Gjipe Beach

Arnavutluk komünizmi Stalin’den etkilenmişti ve birincil amaç endüstrileşmekti. Arnavutluk’taki bazı insanlar bunkerları inşa etmenin gerekli olduğunu ve bu bunkerların onları Yunanistan’a ve Yugoslavya’ya karşı koruduğuna inanıyor. Hiç saldırıya uğramayan Arnavutluk’ta birçok insansa Enver Hoca’nın ismini duymak bile istemiyor.

91 yılında komünizm öldü fakat rastladığınızda Alice’in Harikalar Dünyası’nda olduğunuzu sanacağınız mantar görünümlü 750.000 bunkerın birçoğu hayatta kaldı. Bazı bunkerlara dağlarda, bazılarına ise denizin içinde bile rast gelmeniz çok olası. Bazısı yeraltı olanaklarıyla çok büyük, bazılarıysa yalnızca kafanızı sokabileceğiniz büyüklükte… 

Sarande’de, küçük bunkerlardan
Dhermi’de satılık ilanı asılı olan devasa bunker
içeriden biri çıkar mı diye dehşete kapılmışım

Bunkerların içi bugün hala ziyaret edilebiliyor. Dağ başında olanlar içeride birinin olup olmadığını bilmediğiniz için biraz korkutucu olabiliyor ama herhangi birini ziyaret etmenin oldukça heyecan verici olduğunu belirtmem gerekiyor. Terk edilmiş ve biraz ürkütücü duran bunkerların yanında renkli bir şekilde boyanmış ve üzerine desenler çizilmiş bunkerlar da bulunuyor.

Hani bir laf vardır ya hayat sana limon sunuyorsa tekila iç diye, bugün bunker olgusu da öyle bir hal almış ki, bazılarını satılığa çıkarmışlar ve bu bunkerlardan otel, restaurant, dövmeci, depo, club gibi alanlar yaratıyorlar. Bu da Arnavutluk’taki dark tourism’i (kara turizm) besliyor. Önceden acı veren bir olgu üzerinden para kazanıp prim yapmaya başlıyorlar. 

Monastery Beach, Ksamil
sol tarafa dikkatli bakarsanız denizin içinde bile banker var

Bir ülke düşünün ki, kütüphane, okul, hastane gibi binalar yerine hayali bir savaşa karşın ülkenin her yanına sığınıklar inşa edilmiş olsun. 2.8 milyonluk küçük bir ülkede, hiç gelmeyecek bir düşmanı beklemişler. 75’ten 83 yılına kadar bunker inşa ettikçe fakirleşmişler. Yeterli bir şekilde beslenemeyen ve düzgün bir yapılaşması olmayan Arnavutluk’ta kişi başına 5-10 civarı bunker’ın düştüğünü bilmek onlar için acı bir durum. Yalnız bununla da kalmıyor tabii, bunker yapımı öyle meşakkatli bir iş ki herşey manuel ve tüm inşaatı elleriyle yapıyorlar. Bunca emeğin, işçiliğin karşılığını hiçbir şekilde alamıyorlar tabii. 

Tiran’da sıradan bir gün

Bu bunkerlar daha önce de değindiğim gibi şuan çeşitli amaçlarla kullanılmaya devam ediyor. Komümizm kapitalizme dönüşmeye başlıyor. İçinde düğün yapılanı bile olan bunkerların kiraları 200-500 dolar arasında değişiyor. Siz de büyük bir bunkerın içini gezmek ve Arnavutluk tarihiyle ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz Tiran’daki müzeye dönüştürülen bunkerlardan BUNK’ART 1 ve BUNK’ART 2’yi gezebilirsiniz. 

Bunk’art
sınır güvenliğini nasıl sağladıklarını temsilen bu odayı yapmışlar Bunk’art’ta

Eğer zaman kısıtınız varsa BUNK’ART 1’in içinin 2’ye göre daha tarihi ve daha büyük olduğunu söyleyebilirim. BUNK’ART 1’in içinde yok yok aslında; zamanın telefonları, faks aletleri, radyoları ve Enver Hoca’nın dairesi, gizli polis Sigurimi ile ilgili bilgiler. Diğer odalardaysa İtalyan istilasına ilişkin bilgiler yer alıyor. Tiran’daki İtalyan restaurantlarının etkisinin nereden kaynaklandığını burada net bir şekilde görebiliyorsunuz. Bir de unutmadan eklemem gerekir ki bu BUNK’ART’ın bir de aplikasyonu var ve yer altında da olsa ücretsiz wifi bağlantısına sahipsiniz. 

Ülkedeki bazı kişiler tüm bu yapıların yıkılmasını istiyor, bazılarıysa tarihi unutmamak adına hayatta kalmasını… Siz olsaydınız ne düşünürsünüz? 

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.