Ana Sayfa SEYAHATLER KONUK YAZARLAR PORTLAND, OREGON : TUHAF, HİP ve HUZURLU

PORTLAND, OREGON : TUHAF, HİP ve HUZURLU

Portland, ABD’nin Batı Yakası’nın bu sıralar en popüler şehirlerinden biri. Yarım milyon civarı, mütevazi bir nüfusu bulunan, küçücük bir havalimanına sahip olan şehrin ünü son on yılda ABD sınırlarını aşarak küresel bir ölçeğe ulaşmış durumda. Hipster toplulukların dillerine pelesenk olan şehir artık Tokyo’daki hip dükkanların konseptinin temeli olacak kadar bir marka değerine sahip. Hatta belki H&M’de de üzerinde Portland baskılı tişörtlere rasgelmiş olabilirsiniz. Peki Portland bu üne nasıl kavuştu? Portland’da ne var ki bir çekim merkezi haline geldi?

1269
Paylaş
Tom McCall parkında ilkbaharın habercisi Sakura ağaçları

Portland, ABD’nin Batı Yakası’nın bu sıralar en popüler şehirlerinden biri. Yarım milyon civarı, mütevazi bir nüfusu bulunan, küçücük bir havalimanına sahip olan şehrin ünü son on yılda ABD sınırlarını aşarak küresel bir ölçeğe ulaşmış durumda. Hipster toplulukların dillerine pelesenk olan şehir artık Tokyo’daki hip dükkanların konseptinin temeli olacak kadar bir marka değerine sahip. Hatta belki H&M’de de üzerinde Portland baskılı tişörtlere rasgelmiş olabilirsiniz. Peki Portland bu üne nasıl kavuştu? Portland’da ne var ki bir çekim merkezi haline geldi?

Mill Ends Park

Portlandia dizisinde tiye alınan hipster yaşam tarzının Portland kent kültürüne sirayet ettiğini söylemek mümkün. ABD’de ‘gençlerin emekli olmaya gittiği yer’ diye bilinen şehir, şehrin yerlileri tarafından sahiplenen ‘garipliğiyle’ de bilinir. Öyle ki 1m2 bile olmayan dünyanın en küçük parkıyla, voodoo bebeği formunda donutlar satan tatlıcısı, striptiz barlarının yoğunluğuyla ve elektrikli süpürge müzesi (evet, yanlış okumadınız evlerde kullandığımız süpürgeler) gibi oluşumlarla Portland ‘tuhaf’ ününü hak ediyor. Dövüş Kulübü, Tıkanma, Gösteri Peygamberi gibi alışılmışın dışında yaşam tarzlarının konu edinen kitaplarıyla bilinen Chuck Palahniuk’in ve bağımsız Amerikan sinemasının pirlerinden Gus Van Sant’ın Portland’ın yerlileri olmasına şaşırmazsınız sanırım.

Keep Portland Weird

Şimdilik şehrin garipliğini bir yana bırakalım. Portland’ı çekim merkezi haline getiren en önemli unsur şehrin yaşanabilirliğinin yüksek olmasıdır. Yaşanabilirlikten kastım da Türkiye kentlerinde görmeye, deneyimlemeye hasret olduğumuz unsurlar. Mesela yemyeşil parklar, şehrin dört bir yanını saran bisiklet yolları, verimli bir toplu taşıma, yaygın geri dönüşüm ağı. Bu özellikleri Portland’ı araba odaklı, toplu taşıma yoksun şehir planlamasının yaygın olduğu ABD şehirleri arasında farklı bir yere koyuyor. Ayrıca şehri oluşturan nüfusun farklılıklara saygılı, liberal hayat görüşüne sahip insanlardan oluşması da şehri eşcinseller, ABD’nin muhafazakar eyaletlerinde yaşayan gençler, sol görüşe sahip Amerikanlar nezdinde özel kılıyor. Haliyle böyle bir ortamda alternatif kültürlerin yeşermesi ve canlılıklarını korumaları işten bile değil. Şehrin dört bir yanına yanılmış craft bira dükkanları, vegan restoranlar, üçüncü dalga kahveciler ve bağımsız kitapçılar da buna işaret ediyor.

Voodo

Downtown ve çevresi

Şehrin doğu kısmında yer alan Downtown, Old Town, Goose Hollow, Pearl District ve Northwest District gibi yan yana sıralanmış semtler oldukça hareketlidir ve şehrin en özgün kısımlarının buralar olduğu söylenebilir. Mevzu bahis semtlerden tramvay geçer ve buralarda birçok tarihi binaya rastgelebilirsiniz. Ayrıca bu semtlerde fazla geniş yolların olmaması, binaların yüksek olmaması ve kaldırımlarda yer alan masalar buraları yaya dostu yerler yapıyor. ABD şehirlerinde biraz Avrupai bir hava arıyorsanız ilk durağınız tabii San Francisco olacaktır. Portland’ın şirin, yürümesi keyifli Downtown ve çevresi de sanırım ikinci sırayı alır.

Birahaneleri, kahvecileri ve butik dükkanlariyla dikkat çeken Pearl District

Şehrin bu kısmında kalan Powell Books, Portland’da mutlaka ilk ziyaret ettiğiniz yer olmalı. Yılın 9 ayı yağışlı bir iklime sahip Portland’ın yerlileri kitap okumayı oldukça seviyor olacak ki Portland dünyanın en büyük bağımsız kitapçısı olan Powell Books’a ev sahipliği yapıyor. 3500 farklı bölüme sahip ve içerisinde yolunuzu bulmak için haritayla gezmeniz gerekiyor. Buradan 5 dakika yürüme mesafesi olan, dinginliğiyle huzur veren Lan Su Çin Bahçesi’ne uğrayabilirsiniz. Ardında da yine 5 dakika yürüme uzaklığında envai çeşit, birbirinden ilginç donutlarıyla önünden sıranın ve insan kalabalığının eksik olmadığı Voodoo Donuts’u es geçmeyin. Eğer hava güzelse ve haftasonu ise Williamette Nehri kenarınki Tom McCall Parkı’nda uzanabilir ve açlığınızı gidermek için haftasonları nehir kenarında kurulan pazardan yiyeceğinizi temin edebilirsiniz.

Dar caddeleri ve yüksek olmayan binalarıyla Downtown

 

Hipsterlar kadar evsizler de Portland’ın parçası. Kışın ılıman iklimi olan Portland, Seatte ve San Francisco gibi şehirler ABD’de çok sayıda evsize sahip

 

Powell Books

Şehir Merkezi Yakınındaki Parklar ve Bahçeler

Ülkemizin Doğu Karadeniz bölgesini aratmayan yağışlı iklimi ve gri havası Portland’ı kimi iç karartıcı bir görüntüye büründürse de yılın 12 ayı yeşil kalan, iyi korunmuş bitki örtüsüyle ve yeşil alanlarıyla Portland ziyaretçilerine ve sakinlerine şehrin yoğunluğundan ve gürültüsünden kaçabilecekleri huzurlu alanlar sunuyor. Downtown’un hemen yanında yer alan Washington Parkı, Japon ve Gül Bahçeleri adeta sizi şehir hayatından çıkarıp farklı bir gerçekliğiyle taşıyormuş gibi.

Tom McCall parkında ilkbaharın habercisi Sakura ağaçları

Biraz daha zamanınız varsa ve bu üç parkın yarattığı etkiyi sürdürmek isterseniz 4000 m2 civarı büyüklüğüyle, ABD’nin en büyük kent parkı olan Forest Park da sizi bekler. Forest Park da en az günlük bir doğa yürüyüşü öneririm.  Kentin oldukça yakınında olduğunuzu bu iyi korunmuş ve fazla peyzaj düzenlemesine sahip olmayan parkta unutacağınızı garanti edebilirim. Zaten bir günde burada ancak küçük bir tur atabilirsiniz. Bu parkın büyüklüğüne dair fikir verebilir sanıyorum.

Washington Park bir ormandan farksız
Portland Japon Bahçesi’nin Japonya dışında en iyi Japon Bahçesi olduğunu söyleniyor

Şehrin Banliyöleri

Portland’da 2 günden fazla zaman harcanacaksa şehrin Batı kısmına mutlaka uğranmalı. Şehrin en hipster bölgesi Hawthorne caddesi ve çevresi. Burada mutlaka yapılması gereken şey çevrenizdeki genç hipster kitlesini gözlemlemek olacaktır. Caddenin herhangi bir estetik çekiciliği olmasa da burası Portland’ın en hareketli bölgelerinden. Birbirinden ilginç restoranlar, kafeler, publar, kitapçılar, plakçılar ve vintage giyim dükkanları burada sizi bekliyor olacak.

Hawthorne’da mutlaka kaçırmamanız gereken yer oryantal mimarisiyle dikkat çeken, enfes sinema salonuyla ve pub’ıyla Bagdad Sineması. Burada film izlerken biranızı yudumlayabilirsinz. Buradan çıktıktan sonra yine biraz huzur istiyorsanız sönmüş bir yanardağı üzerine kurulmuş, su rezervleriyle göz kamaştıran Mt.Tabor Parkı’na uğrayın. Şehrin biraz uçlarına giderseniz Alberta Arts Bölgesi ve St. Johns’da biraz zaman harcamak isteyebilirsiniz. İlk muhitte yer alan mural resimleri, restoranlar, çikolata ve tatlı dükkanları Hawthorne’u aratmıyor. İkinci muhitte ise Cathedral Park mutlaka ziyaret edilmeli. Bu bahsettiğim parkın yanında uzanan köprü oldukça görkemli ve arabayla buradan geçmesi inanılmaz keyifli bir deneyim.

Bagdad Sinema Salonu ve Pub, Hawthorne

Son olarak Portland’da ne yenir, ne içilir?

Portland kültürüne özgü bir gelenek olan yiyecek satan kamyonlara mutlaka bir şans verin. Özellikle buralarda satılan deneysel Amerikan fastfoodları, Küba sandviçleri ve Uzakdoğu mutfağı oldukça tatmin edici. Alkolsüz İçecek seçeneğiz ise üçüncü dalga kahvecilerde içeceğiniz kahve olacak. Alkol olarak ise craft biralar.

St. Johns Köprüsü, Cathedral Park

Ve Portland’da nasıl gezilir?

Portland’a yaz mevsimi dışında gidecekseniz yanınıza bir yağmurluk almayı ihmal etmeyin. St. Johns dışında her yere tramvayla, otobüslerle ve bisikletle çok rahat ulaşabilirsiniz. Şehrin oldukça düz olması, bisiklet yollarının yaygınlığı ve sürücülerin bisikletlilere saygılı olması sebebiyle benim önerim bisiklet olacaktır.

Portland, ABD’nin Batı Yakası’nda yer alan Los Angeles, San Francisco, San Diego ve Seattle kadar fazla turist çekmeyen bir yer olsa da eğer ABD’nin Batı Yakası’nda yer alıyorsanız inanılmaz keyif alabileceğiniz ve diğer saydığım keşmekeş şehirlere kıyasla huzur ve dinginlik bulabileceğiniz bir yer.

*Bu yazı Ömer Kazancı tarafından yazılmıştır.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here